29 Haziran 2018 Cuma

Hayat şimdi yaşanmalı.

Hayat şimdi yaşanmalı. 
Gelecekte bir şeyler yaparak huzurlu olmamız mümkün değil. 


Geleceğe dair planlar da yapın, tamam, ama bugünde yaşayın. 

Ayrıca geçmişte ne büyük başarılara imza atmış olursanız olun, yaşama sevinciyle dolu bir hayat sürmenin tek yolu, büyümeye ve risk alarak ilerlemeye devam etmektir. 

Geçmişe değer verin, geleceğe kucak açın ve hayatınızı "şimdi" dediğimiz o eşsiz anda yaşayın...

 "Doğru Müslüman olmak" gibi temel bir meselemiz var. 
Şahsiyet tutarlılığı da bunu gerektiriyor, İslâm'ın bizden beklentileri de...
Parçalanmış değerlerle, tutarlı bir kişiliğe ulaşmak mümkün olmadığı gibi, beklentilerini karşılamadan da İslâm'ın aradığı insan olmak mümkün değil. 
Parçalanmış değerler de, aslında kişiliğimizin, İslâm ile başka disiplinler arasında gidip gelmesinden doğuyor.



İslâm, bir din olarak, kendi insanından tutarlılık bekliyor.
Bir inanç tutarlılığı öncelikle...
Allah'a imansa, gerçekten Allah'a iman gibi olsun. Peygamber'e, İslâm'ın öngördüğü Peygamber kişiliği içinde, Kur'an'a, vahyin anlamı içerisinde, Ahirete dünyaya yansımaları çerçevesinde bir iman tutarlılığı... 
 İnsanla tüm ilişkilerini koparıp, Allah'ın varlığını anlamsız kılan bir Allah inancının yeri yok İslâm'da. Allah'ı "şah damarından yakın hissetmek" nasıl bir insan duyarlığı oluşturursa, öyle bir insan arıyor İslâm.
 Hedeflerinize inanmalısınız, hedefleriniz gerçekçi olmalı, ama hedefleriniz şu anda bulunduğunuz yerden ileri sıçramanızı da sağlamalı. 
Yeni şeyler denemek zorunda bırakmalı, kendinizle ilgili yeni şeyler keşfettirmeli. 
Hedef belirlerken, sadece bugünkü şartlarınıza ya da sergilediğiniz insana bakarak değerlendirmeler yapmayın. 
Kendinizi zorlayacak hedefler belirleyin. 
Hedefinize doğru yol alırken birçok şey değişecek.

Hakikaten her eylemimizin gözaltında olduğunun farkında mıyız?
 Ellerimizin, ayaklarımızın, gözlerimizin tanıklık yapacağı bir dünyaya doğru yürüdüğümüze inanıyorsak, bunun hayatımıza yansıması nasıl oluyor? 
Tevbenin farkında mıyız? 
Günah ne bizim için?
 Allah'ın sınırları ne?
 O sınırları aşmak ne anlama geliyor? 
Ahirete Allah'ın sınırlarını aşmış olarak gitmek ne demek? 
Allah'ın huzurunda yargılanmak, mahşer aydınlığında sorgulanmak, yalan söyleyememek, gizleyememek, örtememek, som bir şeffaflık içinde olmak ne demek? 
Ne kadar hazırız Ahirete?

Allah'ı "şah damarından yakın hissetmek" nasıl bir insan duyarlığı oluşturursa, öyle bir insan arıyor İslâm. 
O, "Ol" dediği için var olduğunu, varoluşunu, nefes alış verişini, damarlarında kanın dolaşmasını, gözlerinin görmesini, hafızasında bilgiler saklamasını, konuşmasını, düşünmesini, gülmesini, ağlamasını, gülü koklamasını, eşini veya çocuğunu sevmesini, taş-toprak, kurt-kuş değil de insan olmasını, neslinin devamını tümüyle O'na borçlu olduğunu bilen bir insan.

Bu kadar kendisine yakın bir varlığın, kendisini başıboş bırakmayacağını düşünen, yaratılışının bir sınav niteliği taşıdığını kavrayan bir insan...
Allah'ın iradesini idrak eden ve kendi konumunu bu idrakin içinde anlamlandıran insan..
Kur'an'a "Allah'ın insana mesajı" olarak bakan, 
Peygamber'i insana gönderilmiş "Allah elçisi" ve "en güzel önder" olarak gören insan...

Yaptıklarının yazıldığını, bir gün her şeyin yeniden dürüleceğini ve Allah'ın huzurunda açılacağını, orada dünyada konulan her noktanın, virgülün değer yargısına tabi tutulacağını farkeden ...
BİR İNSAN OLMAMIZ DUASIYLA...
Kalbimin  Huzuru

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder