27 Ağustos 2016 Cumartesi

Ya ŞÜKÜR, ya KÜFÜR, üçüncüsü yok.

Yakuttan, zümrütten medet boşuna,
Hepsi bir gün döner, çakıl taşına. Geç kalma.. Bakıp da o genç yaşına,
Sanma ki; önünde seçenekler çok; Ya ÎMÂN, ya İSYÂN, üçüncüsü yok..

Dünyanın serveti, şehveti sahte; Bir kefen kadardır, vefâsı ahde.
 Boğma vicdânını, meyde, kadehte,
Sanma ki; önünde, seçenekler çok; ... Ya AHLÂK, ya HELÂK, üçüncüsü yok..

Sen, şerefli doğdun, şerefli yaşa, O bencil nefsini, vur taştan taşa;
Yoksa çıkamazsın, şeytanla başa.
Sanma ki; önünde, seçenekler çok; Ya CENNET, ya CİNNET, üçüncüsü yok..

İnsanlık yanıyor, ateş bacada,
Fitneler kaynıyor, bin bir locada,
 Umut kuyrukları, ‘cinci’ hocada;
Sanma ki; önünde, seçenekler çok;
Ya İZZET, ya ZİLLET, üçüncüsü yok..

Bir kere baktın mı, kalkıp seherde?
 Kapılar açılır, gök perde perde. Sordun mu Kurân’a, kurtuluş nerde?
Sanma ki; önünde, seçenekler çok;
Ya ŞÜKÜR, ya KÜFÜR, üçüncüsü yok..

Dağlara özenip, tepeden bakma, Mezar taşlarına, rütbeni çakma, Şu cennet köşkünü, kibirle yakma;
Sanma ki; önünde, seçenekler çok; Ya İHLÂS, ya İFLÂS, üçüncüsü yok..

Bırak.. O “çağdaşlar”, ne derse desin, Hayat bir sınavdır, bu hüküm kesin,
Secde et ki; varsın, Allah’a sesin;
Sanma ki; önünde, seçenekler çok; Ya KUR’ÂN, ya HÜSRÂN, üçüncüsü yok

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder