6 Ocak 2016 Çarşamba

Deli deyip geçme, (Delinin ilacı insanı Veli edebilir..)

Bayezid-i Bestamî hazretleri.
Büyük velilerden. Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor.

Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor:
-Ne yapıyorsun?

Hizmetçi:
-Burası tımarhanedir.
Delilere ilâç yapıyorum.

-Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?

-Hastalığını söyle.

-Benim hastalığım günah hastalığı…
Çok günah işliyorum..

-Ben günah hastalığından anlamam… Ben delilere ilâç hazırlıyorum..

Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine:
-Gel dede, gel!
Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi.

Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak:
-Söyle bakalım, benim derdim
e çare nedir? dedi.

Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti:
-Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır…
Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir… Akşam-sabah bol miktarda ye…
O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi.

Bu güzel ilâcı öğrenen Bayezid hazretleri:
-Hey gidi dünya hey!
Demek, seni de deli diye buraya getirmişler, deyip oradan ayrıldı.

Bu ilâç, halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilâçtır.
Yani bu formülün hükmü hâlâ devam etmektedir.
Harâbât ehlini hor görme zâkir, defineye mâlik vîrâneler var..

(Dıştan harap görünen insanları hor görme.. Zira nice defineler yıkık dökük viranelerde bulunur..)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder